İyi, Kötü ve Yetersiz Çeviri Temaları

İyi, Kötü ve Yetersiz Çeviri Temaları

“İyi, Kötü ve Yetersiz Çeviri”, çevirmenin meslek hayatının birincil tartışma konularından biridir. Çevirinin kendisinin “özel bir yazınsal tür” olduğu düşünüldüğünde çevirinin yapıtın kendisi değil, bizi yapıta götüren yol olduğunu kabul edebiliriz. Bizi yapıta götüren yolu yani çeviriyi büyüleyici kılan ise nadiren siyah ya da beyaz olmasıdır. Şüphesiz ki beyaz, saf ve sessiz olmanın çok ötesindedir ve siyahtan daha gürültülü bir şey yoktur. Durum buyken, bir metni kaynak bir dilden hedef bir dile çevirmek söz konusu olduğunda, ortaya çıkan tercüme metninin iyi olup olmadığını nasıl tanımlayabiliriz? Bu sorunun basit bir cevabı maalesef yok; cevaplamak için birçok faktörün göz önünde bulundurulması gerekir.

Doğruluk ve Normlara Uygunluk Hususları

“Akla, mantığa, gerçeğe ve kurala uygunluk” şeklinde tanımlayabileceğimiz doğruluk, bizi yapıta götürecek çeviri yolunda kaynak metnin yanlışsız anlaşılması ve eksiksiz anlatılmasıdır. Kültürler arası etkileşimde çok ciddi bir yeri olan çeviri, kaynak dil ile hedef dilin değişik alanlarla ilgili anlatım biçimlerinin etkin ve doğru bir biçimde kullanılması ve birbirlerine aktarılması işidir. Örnek olarak bir sigorta alanında düzenlenmiş poliçe çevirisinde “Kar” olarak belirtilen kelimenin “Profit” olarak çevrilmesi gerekirken “Snow” olarak çevrilmesi tercümanın kaynak metni hiç anlamadığını ve doğru çevirmediğini gösterir. İyi çeviri yapmanın temel ilkeleri hem kaynak metnin diline hem hedef metnin diline hakim olmak, hem kaynak hem de hedef dil kültürlerine hakim olmak ve üslubu doğru kullanmaktır. Bu durumda iyi çeviride kaynak metindeki kelime seçimleri, imla kuralları, dilbilgisi ve cümle yapılarının yanı sıra üslubun da doğru olması gerekir.

Üslup Hususları

İyi çevirinin koşulları belirlenirken görüşleri bölen en yaygın konulardan birisi üsluptur. Kaynak dildeki bir ifadenin hedef dilde birden fazla ifade ile karşılanması muhtemel olabilir ve aynı metin aslında birkaç farklı yoldan tercüme edilebilir ve her bir hedef metin birbirinden farklı tarzlar benimseyebilir. Sonuçta hangisinin en iyi çeviri olduğu tamamen öznel bir mesele olacaktır ve öznelliğin olduğu yerde kesin bir cevap yoktur. Ortaya çıkan son ürünlerin her biri tamamen doğru olabilir ve doğruluk belirleyici bir faktör olarak düşünüldüğünde bu, tüm çevirilerin “iyi” olarak tanımlanabileceği anlamına gelir. Buna rağmen okur aynı fikirde olmayabilir. Hangisinin “iyi” çeviri olduğunu ve hangisinin “kötü” çeviri olduğunu belirlemek neredeyse imkansızdır çünkü tamamen okurun ihtiyaç duyduğu üsluba bağlıdır.

Makul Olmayan Talepler

Tüm süreçleriyle bir bütün olan çeviri projesi kaynak metnin uzunluğuna, bütçeye ve zamana bağlı olarak planlanır. Bazı projelerde zaman en önemli husus olabilir. Müşteri, bir projenin insanüstü bir gayret gerektirecek çok kısa bir sürede tamamlanmasını isteyebilir. Zamanın kısıtlı olduğu bu tip durumda proje öğelerinden bütçe ya da hedef metindeki “iyi” özelliklerden ödün verilecek olması kuvvetle muhtemeldir. Çoğu durumda ise ne kadar bütçe ayrılırsa ayrılsın “fazla hızlı” ve aynı zamanda “iyi çeviri” mümkün değildir.

Projeyi hızlandırmanın bir yolu, çok sayıda tercüman arasında metni bölüştürmektir. Ancak bu da kendi sorunlarını beraberinde getirecektir. Bölümler farklı tercümanlar tarafından tercüme edilirse, sadece üslup açısından değil aynı zamanda kelime seçimi, dilbilgisi ve cümle yapıları açısından da hedef dil metninde kaçınılmaz olarak tutarsızlıklar olacaktır. Dahası, dokümanın bir bölümünde bir tanımlama yapılabilir, daha sonraki bir bölümde okuyucunun parçanın bütününü göreceği varsayımı ile buraya gönderme yapılabilir ancak bölünmüş dokümanda farklı tercümanlar tarafından çevrilen bu bölümler aynı varsayım ile tercüme edilemeyebilir. Sonuç olarak, projeyi bölümlere ayırarak farklı tercümanlara yaptırma çalışması yetersiz bir tercüme projesine dönüşebilir.

Sonuç

Dil nasıl şekil ve anlamlar bütünüyse, işte çeviri de bir dildeki şekil ve anlamlar bütünlüğünün başka bir dilin şekil ve anlamlar bütünlüğüne aktarılmasıdır. Hedef dil ile kaynak dil dünyaları arasındaki geçiş noktasını kontrol eden çevirmenin öz ve biçim seçimi konusunda kendisine, kaynak metnin yazarına ve mesajı iletmekle görevli olduğu okura karşı olmak üzere üç yönlü bir sorumluluğu vardır ve bir çevirmenin başarısı üslubuna göre ölçülür. Çevirmenden kalacak olan şey isim değil, işlerdir. “Çevirmen metine kötü davranırsa, sonsuza dek bu günahla yaşayacağını bilmelidir.”